Son dönemlerde bu gibi söylemleri çok fazla duymaya başladık. Bu yakınmalar başta şeker hastalığı yani diyabet olmak üzere pek çok hastalığın habercisi olan İnsülin direncine işaret ediyor olabilir. Çoğu kilolu insanın kabusu haline gelen insülin direnci hakkında birkaç şey paylaşmak istiyorum. İnsülin direnci dediğimiz şey nedir?

 

 

İnsülin direnci

Kan şekeri seviyeniz normal olmasına rağmen insülin hormonunun normalden fazla salgılanması olayı insülin direnci olarak adlandırılır. İnsülin direnci, şişmanlık, genetik faktörler, hareketsiz yaşam ve yaşın ilerlemesi ile ortaya çıkan insülin hormonuna karşı oluşan biyolojik açıdan yanıt verilememesidir.

Özetle insülin direnci; kan şekerinin normal seviyelerde olmasına rağmen kandaki insülin hormonunun gereğinden fazla salgılanması diyebiliriz. Yapılan araştırmalara göre sağlıklı insanlarda %25, kan şekeri bozukluğu yaşayanlarda %60, diyabetli kişilerde ise bu değer %75 civarında görülmektedir.

Vücudunuzdaki yağ oranının artması insülin direncine veya insülin direncinizin artması vücudunuzdaki yağ oranının artmasına o da obeziteye neden olmaktadır.  Bunun yanı sıra protein metabolizması, üreme ve bağışıklık siteminizi de etkileyen insülin direncinin tedavi edilmesi için öncelikle beslenme programınız ve egzersiz alışkanlıklarınızı gözden geçirmeniz gerekecektir.

İnsülin direncinde sağlıklı ve dengeli beslenmenin yeri çok önemlidir. Gelişen teknoloji ile beraber besin ulaşımına kolaylık sağlanmış, buna paralel olarak alınan besin kalori değeri de artmıştır. Yine gelişen teknoloji ile beraber ofis yaşamı ve masa başı iş sektörünün gelişmesi, hareketsiz yaşam ve fastfood tüketimi, hayatımızı tehdit altına alarak insülin direnci sendromunun başlamasına neden olmaktadır.

 

 

 

İnsülin Direnci Belirtileri Neler?

Metabolik bozukluk insülin direncinin temelini oluşturmaktadır. Bununla beraber İnsülin direnci, tip2 diyabet, lipid yüksekliği, hipertansiyon, polikistik over sendromuna eşlik eder. Metabolik durumun değerlendirilmesinde, HbA1c ile açlık ve tokluk kan şekeri değerlendirilmesi yapılmalıdır. Gerek görülürse şeker yükleme testide yapılabilir.

Metabolik sendrom ve insülin direncine sahip kişilerin bel çevreleri önemlidir. Bel çevresi ölçümlerinde kadınlarda 80 cm, erkeklerde 94 cm üzerinde olan bireyler risk altındadırlar.

  • Açlık kan şekeri 100mg/dl’den yüksek ise
  • Kan basıncı 130-85mmhg üzeri veya hipertansiyon tanısı ile anti hipertansif ilaç kullanımı
  • Trigliserid düzeyi 150mg/dl’nin üzeri
  • HDL-kolesterol(iyi kolesterol) kadınlarda 50mg/dl erkeklerde 40mg/dl’den düşüklüğü gibi kriterlerinden en az ikisi mevcut ise insülin direnci varlığı kabul edilerek değerlendirme yapılmaktadır.

 

 

İnsülin direncinin belirtilerini;

  • Kontrolsüz kilo alımı
  • Sürekli tatlı yeme isteği,
  • Ağır bir yemek sonrası özellikle karbonhidratlı beslenme sonrası ve şekerli bir gıda yedikten sonra gereğinden fazla bir ağırlık hissi, uyku hali oluşması;
  • Mide kazınması şikayeti
  • Yemekten sonra şekerin kontrolsüz olarak düşmeye başlamasıyla el titremesi, terleme,
  • Yorgunluk hissi
  • Bel çevresinin sürekli genişlemesi
  • Karaciğerde yağlanma
  • Kadınlarda adet düzensizlikleri olarak sıralanabilir.

İnsülin direnci veya tip-2 diyabet hastalığı genetik geçişli bir hastalık olduğu için 1. Derece yakınlarda bu hastalıklar var ise sizde de olma olasılığı yüksektir. Ayrıca fazla kalorili beslenme, hareketsiz yaşam gibi faktörler de insülin direnci gelişimine yol açman en önemli unsurlardandır.

 

İnsülin Direnci Tedavisi

1.Tüm besin ögelerinden dengeli ve sağlıklı bir şekilde tüketmek.

2.Dengeli bir beslenme programı 4-6 öğünden oluşmalıdır. Azar azar sık sık beslenilmeli. Çok acıkmadan yenilen öğünler sayesinde hem kan şekeriniz kontrol altında tutulur hem de açlık kontrolünüz daha rahat sağlanır.
3. Sebze, meyve, tam tahıl içeren karbonhidratları tercih edilmeli. Basit karbonhidratlar yerine(şeker gibi), kompleks karbonhidratlar (tam tahıl ürünleri, baklagiller) tercih edilmeli. Yine  basit şeker içeren tatlı, kek, pasta, böreklerden kaçınılmalı.
4. Alınan günlük lif oranı en az 25 gr. olmalı.
5. Yumurta, avokado, badem, ceviz, zeytinyağı gibi sağlıklı yağları tercih edilmeli.
6. Az yağlı dana eti, tavuk ve balık eti, yumurta, süt, yoğurt, peynir gibi protein kaynaklarına diyette yeterince yer verilmeli. Dolayısıyla yeterli alınan protein miktarı ile kan şekeri seviyesini daha kolay kontrol altında tutabilirsiniz.

7.Şok diyetlerden kaçınmalısınız.

8.Gün boyunca küçük porsiyonlar halinde sık aralıklarla beslenelim. Çok acıkmadan yenilen öğünler sayesinde hem kan şekeriniz kontrol altında tutulur hem de açlık kontrolünüzü daha rahat sağlanır.

İnsülin direnci yüksek olan kişilerde 2-3 ay ya da en fazla 6 aylık tedavilerle seviye normale döndürülebilir. İnsülin direnci seviyesi normale döndüğünde de kilo vermenin önündeki engeller kalkmış olur. Dolayısıyla hastaların hızla iştahları kesilir ve kilo verir. Buna ek olarak da kalp hastalığı, kanser tiplerine yatkınlık ve şeker hastalığı da önlenmiş olur.

 

 

Sağlıklı günler dilerim…

Tavsiye Edilen Yazılar

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir